1 .
Köklerinden faydalanılanlar : Kara turp,
kırmızı turp gibi.
2. Gövdelerinden
faydalanılanlar : Zencefil, tarçın gibi.
3. Yapraklarından faydalanılanlar :
Nane,
kekik, merzengüş, maydanoz, defne gibi.
4. Soğan yapısında olanlar :
Mutfak soğanı,
sarmısak gibi.
5. Çiçeklerinden faydalanılanlar :
Karanfil
gibi.
6. Meyvelerinden faydalanılanlar :
Kimyon,
anason, karabiber, kırmızı biber, vanilya gibi.
7. Tohumlarından faydalanılanlar :
Hardal,
küçük Hindistan cevizi gibi.
Anason: Haziran-ağustos aylarında,
beyaz renkli çiçekler açan, 50-60 cm yüksekliğinde, bir senelik
bitkidir. Gövdesi dik, silindir biçiminde, içi boş, çok dallı,
tüylü ve üstü çizgilidir. Alt yaprakları uzun saplı, oval
veya kalb biçimindedir. Çiçekler bileşik şemsiyelerde toplanmışlardır.
Meyveleri armut şeklinde küçük, üzeri tüylü, yeşilimsi sarı
renklidir. Başta Ege bölgesi olmak üzere bütün Anadolu’da
bahçelerde yetiştirilir. Kültür anasonunun vatanının Anadolu
olduğu tahmin edilmektedir. Meyvalarında nişasta, müsilaj,
sabit ve uçucu yağ bulunmaktadır. Uçucu yağ miktarları bitkinin
cinsine ve yetiştiği yerin şartlarına bağlıdır. Uçucu yağın
% 80-90’ı anetoldür. Anetol, zehir etkili fakat bu etkisi
çok olmayan bir maddedir. Meyvelerinden su buharı distilasyonu
ile elde edilen anason yağı, hemen hemen renksiz ve karakteristik
kokuludur. Anason tıpta midevi, bağırsak gazlarının teşekkülünü
önleyici, hazmı kolaylaştırıcı ve göğüs yumuşatıcı olarak
kullanılır. Ayrıca nefes darlığı, öksürük ve kalb çarpıntısı
rahatsızlıklarında da etkilidir. Anason yüksek dozda alındığında
baş ağrısı, uyuşukluk, görme zorluğu yapar. Daimi kullananlarda
anisizm hastalığına sebeb olur. Bilhassa çocuklara uyku vermede,
midede teşekkül eden gazları gidermede çok faydalıdır. Bebekler
için bir çay kaşığı tohum bir bardak suya olmak üzere çay
olarak hazırlanır. Yemeklerden önce veya süte katılarak bir
kaç çay kaşığı verilir. Büyükler % 1-2’lik çayını günde 2-3
bardak alabilir. Kullanılan kısmı, meyvaları ve yapraklarıdır.
Meyveleri tamamen olgunlaştıktan sonra toplanır ve gölgede
kurutulur
Çörekotu:
Haziran-temmuz ayları arasında yeşille karışık
açık mâvi renkli çiçekler açan, 20-40 cm boyunda bir senelik,
otsu bir bitkidir. Yol kenarları ve bilhassa ekin tarlaları
içinde bulunur. Gövde dik ve kısa tüylüdür. Yaprakların alttakileri
saplı, üsttekileri sapsızdır. Çiçekler uzun saplı ve tek tektir.
Taç yaprakları iki loplu ve bal özü bezleri taşıyan 8 tâne
küçük parça hâlindedir. Meyveleri çok tohumlu olup, tohumlar
siyah renkli ve oval şekillidir. Güney Avrupa, Balkan memleketleri,
Kuzey Afrika, Türkiye ve Hindistan’da yetiştirilmektedir.
Bitkinin kullanılan kısımları tohumlarıdır. Tohumları tamâmen
olgunlaştıktan sonra toplanır ve güneşte kurutulur. Çörekotu
tohumlarında uçucu ve sabit yağ, tanen, şekerler, glikozit
bünyeli bir saponin ve alkaloitler bulunmuştur. Tohumları
gaz söktürücü, uyarıcı ve idrar söktürücü olarak kullanılmaktadır.
Güzel kokusu sebebiyle müshil ilâçlarının içine ilâve edilen
iyi bir lezzet ve koku değiştiricidir. Çörekotunun Anadolu’da
bulunan ve aynı şekilde kullanılan diğer türleri şunlardır:
Şam çörekotu (Nigella
damascena): Yaprakları parçalıdır. Çiçekleri tek ve üst
yapraklar tarafından örtülmüş durumdadır. Parlak mâvi çiçeklidir.
Kır çörek otu (Nigella
arvensis): 10-30 cm yüksekliğinde mâvi çiçeklidir. Yaprakları
sivri parçalıdır. Tohumları kurt düşürücü olarak da kullanılır.
Defne:
6-18 m yüksekliğinde, yuvarlak tepeli ve sık
dallı bir ağaç veya ağaçtır. Almaşık sapın iki yanında karşılıklı
değil de aralıklı olarak bir sağda, bir solda bitmiş yapraklar
şeklinde dizilmiş, 7.5-10 cm uzunluğundaki yapraklar oval
biçimli, donuk renkli derimsi ve sert kenarları da genellikle
dalgalıdır. Bitkinin sarımsı veya yeşilimsi beyaz renkte küçük
çiçekleri, olgunlaştığında rengi koyu mora dönen tek tohumlu,
etli meyveleri vardır. Bitkinin kullanılan kısmı yaprak ve
meyveleridir. Yaprakları uçucu yağ yönünden zengindir. Baharat
olarak kullanılır. Defne meyvelerinde de uçucu yağ ve diğer
yağlar, acı maddeler bulunur. Meyveleri midevî ve sinir ağrılarına
karşı kullanılır. Meyve yapraklarından elde edilen yağ cildi
tahriş edici merhemlerin içine konur. Aynı maksat için veteriner
hekimlikte de, bundan başka sabun ve şampuanlara koku vermek
için de kullanılır.
Hardal:
0,2-1,5 m boylarında beyaz veya sarı çiçekli,
yıllık otsu bitkilerdir. 10 kadar türü vardır. Türlerinin
çoğu Akdeniz çevresi memleketlerinde yetişir. Hardalın beyaz
hardal otu, siyah hardal otu, yabanî hardal olmak üzere değişik
türleri vardır.
Siyah hardal otu (Sinapis
nigra): 1-1,5 m boyunda, bir yıllık sarı çiçekli otsu
bir bitkidir. Yaprakları saplıdır. Meyveleri 1-3 cm uzunlukta
2-3 mm genişlikte, sap üzerine yatık, tüysüz, hemen hemen
dört köşeli, kısa sivri uçludur. Yassı ve köşeli olan meyvelerinde
tohumların bulunduğu yerler şişkindir. Tohumlar kırmızımsı
siyah renktedir. Bitkinin Orta Avrupa, Anadolu ve İran’da
kültürü yapılır.
Kullanılan kısımları tohumları
ve tohumlarından elde edilen yağıdır. Bitkinin yaprakları
dökülmeye başladığında meyve salkımları toplanır. Bunlar 15
gün kadar gölgede kurutulduktan sonra tohumları alınır. Hardal
tohumlarında müsilaj, yağ, sinapin, sinigrin isimli glikozit
ve mirozinaz fermenti vardır. Çok eskiden beri tıpta kullanılmaktadır.
Dâhilen hardal tohumu unu az dozlarda midevî, yatıştırıcı
ve tarçınla karıştırılırsa iyi bir iştah açıcıdır. Hâricen
yakı, lapa veya banyo hâlinde romatizma ve bronşitte mevzii
tahriş yapmak için kullanılır. Hardal yağı cildi tahriş eder,
onun için sürüldüğü yer kızarır. Hafif antiseptiktir. Dumanı
öksürük ve gözyaşı getirir. En fazla baharat olarak kullanılır.
Deriyi tahriş edip, kızarttığından iç organlardaki kanı dışarıya
toplar. Zehirlenmelerde kusturucu etkisinden faydalanılır.
Hardal yakıları bir saatten fazla tutulmamalıdır. Aksi halde
yılancığa benzer büyük şişler meydana gelir. Yakılar ılık
suda ısıtılır. Sıcak su fermentleri tahrip eder. Hardal yakısı,
hardal tozunun kâğıt üzerine yapıştırılması suretiyle elde
olunur. Kullanılacağı zaman ılık suda ıslatılarak hardallı
tarafı deriye gelecek şekilde kullanılır.